selinanter
Hezarfen
Tepedeki Ev, korkunun yalnızca görünmeyen varlıklardan değil, insanın kendi zihninden de doğabileceğini gösteren; zamansız bir gotik klasik. S.Jackson, dehşeti dışarıdaki varlıklardan çok insan zihninin kırılganlığında yarattığı için, bol hayaletli bir perili ev hikayesi bekleyenleri şaşırtabilir. Hikaye, Eleanor’un eve gelişiyle başlayarak bizi bu karakterin zihinsel dünyasına ortak ediyor. Yön duygusunu bozan koridorlar ve tuhaf mimari; bir yandan doğaüstü güçlerin izi gibi dururken, diğer yandan Eleanor'un iç dünyasının bir yansıması olarak da okunabiliyor. Roman boyunca bu iki olasılık arasında gidip gelmek, beni sayfalarda tutan en önemli unsur oldu. Buna karşın, anlatı temposunun zaman zaman fazla yavaşlaması beni biraz etkiledi. Finalin açık uçlu yapısını bilinçli bir edebi tercih olarak görsem de bende beklediğim ölçüde bir etki bırakmadı. Ayrıca Eleanor'un hikayesini ilgiyle takip etmeme rağmen onunla aramda güçlü bir bağ kuramadım. Bu yüzden puanım 3,5 → 4