szr odms
Kaşif
Atsız'ın eserleriyle bu kadar geç tanışmış olmak bir yandan bende pişmanlık hissi uyandırırken, diğer yandan onun kitaplarını okuyabilmek için belirli bir okuma olgunluğuna ulaşmam gerektiğini düşündürdü. Çünkü ilk kez bir yazarı okurken kendime sürekli şu soruyu sordum: Acaba onu gerçekten anlayabiliyor muyum? Vermek istediği mesajları ne kadar kavrayabiliyorum? Ruh Adam, melankolik atmosferi, Selim Pusat'ın iç dünyası, metafizik unsurlar ve güçlü sembolleriyle okuru sürekli düşünmeye sevk eden bir eser. Her satırında farklı bir anlam katmanı saklı. Bana göre kitabın en masum karakteri ise hiç şüphesiz Ayşe Pusat'tı. Romanın atmosferini daha da derinleştiren şiirler, anlatının ruhuyla kusursuz bir uyum içindeydi. Kitabı bitirdiğimde zihnimde kalan en güçlü düşünce ise şuydu: İnsan için en ağır mahkeme, kendi vicdanının kurduğu mahkemedir. Çünkü bazen insanı en acımasız şekilde yargılayan da, affetmeyen de yine kendi vicdanıdır.