Ömer Faruk İnceler
Üstat
İskender Pala denince aklımıza hep o ağır, divan edebiyatı kokan tarihi romanlar gelir ya, Soygun ezber bozuyor. Kitabı elime alırken saray koridorlarında kaybolacağımı sanmıştım ama kendimi bir anda kovalamacanın, zekice planlanmış bir sanat hırsızlığının ortasında buldum. Tarihi detaylar yine var tabii, İskender Hoca’nın imzası sonuçta, ama bu kez fonda sakin sakin akmak yerine tempoyu fena halde hızlandırmış. İstanbul’un gizemli sokaklarında gezinirken sayfaları nasıl çevirdiğimi anlamadım. Klasik polisiye kalıplarını sevmeyen, işin içine biraz da bizim toprakların kokusu karışsın isteyenler için çok temiz, akıcı bir macera olmuş. Şatafatlı laflara boğulmadan, doğrudan hikayenin içine çeken nefis bir macera. Geçmişini kaybetmiş bir millet, geleceğini de kaybetmiş demektir. En büyük soygun, hafızasız bırakılmaktır.