Deeds
Kaşif
Su Adamı romanını, aynı yazarın Hava Adamı isimli eserini çok sevdiğim için okudum. Bu nedenle benzer bir atmosfer bekliyordum ancak daha ilk bölümlerde iki kitabın oldukça farklı dünyalara ait olduğunu fark ettim. İlk başta masalsı dili ve çocuk hikayelerini andıran yapısı nedeniyle bir miktar hayal kırıklığı yaşadığımı söylemeliyim. Fakat zamanla kitaba çocukluğumdaki merak duygusuyla yaklaşmayı başardığımda romandan aldığım keyif de arttı. Bence Su Adamı'nın en önemli özelliği burada yatıyor. Kitap, bilim kurgu fikirlerini bir macera aracına dönüştürmesiyle değil, çocukluk hayal gücünü yeniden uyandırabilmesiyle değer kazanıyor. Roman aynı zamanda aidiyet üzerine de düşündürüyor ve şu soruyu soruyor: İnsan nerede yaşarsa oraya mı aittir, yoksa ait olduğu yer onu kabul eden yer midir? Belki de bu yüzden Su Adamı yalnızca bir bilim kurgu romanı değil; çocukluk hayal gücü ile yetişkin yalnızlığı arasında kurulmuş etkileyici bir köprü.