kitapsevenmuallime
Hezarfen
Hikaye, aile servetini kumar masasında tüketen Fugui’nin yaşlılık döneminde, yaşlı öküzüyle tarlasını sürerken tanıştığı bir yabancıya hayatını anlatmasıyla başlıyor. Kitapta Çin döneminde yaşanan büyük acılara, açlığa, sefalete ve “özgürlük” adı altında sunulan o sıkıntılı hayata şahitlik ediyoruz. Bu açıdan Çin’de yasaklanmış bir kitap. Yaşamın her şeyi kapsaması gibi, “Yaşamak” da hayatı olduğu gibi kucaklıyor. Doğumları, ölümleri, mutsuzlukları ve umutsuzluklarıyla aslında adıyla tezat, çok hüzünlü bir kitap. İnsan okurken sorgulamadan edemiyor: Kitapta yaşama dair ne kadar şey var acaba? Yaşamak mı yoksa hayatta kalmak mı bunun adı? Yaşamak tam olarak nedir? Fugui cephede yaşam mücadelesi verirken hayatta kalıyor ve büyük zorluklarla evine dönüyor ama sonrası açlık, sefalet, sevdiklerinin kaybı ve yalnızlık… Buna yaşamak diyebilir miyiz yoksa yaşamak dediğimiz zaten tam olarak bu mu?