SihirliFlut
Hezarfen
Okurken içimde sürekli bir hüzün dolaştı. Tarık Tufan’ın dili yine çok tanıdık; sade ama derin, yormadan insanın içine işleyen bir anlatımı var. Hikâye boyunca karakterlerin iç dünyasına o kadar yaklaşıyorsun ki, sanki onların yalnızlığı sana da bulaşıyor. Kitapta en çok hissettiğim şey, ait olamama duygusuydu. İnsanların birbirine bu kadar yakınken aslında ne kadar uzak olabildiğini çok güzel anlatmış. Aşk var ama öyle klasik bir aşk değil; daha çok yarım kalmış, içe atılmış, söylenememiş bir şey gibi. Karakterler kusurlu, kırık ve gerçek. Bu yüzden de hikâye daha samimi geliyor. Kimse kahraman değil, herkes biraz kaybolmuş. Bu kaybolmuşluk hali kitabın geneline yayılan o melankoliyi güçlendiriyor. Yer yer tempo düşüyor ama bu kitabın ruhuna çok uygun bence. Daha çok hissettiren, düşündüren bir anlatım var. O yüzden hızlıca okunup geçilecek bir kitap değil; bazı cümlelerin altını çizmek istiyorsun. Sessiz ama derin bir kitap.