HacerSC
Kaşif
Bazı kitaplar büyük finallerle değil, içimizde yıllardır taşıdığımız sessiz sızılarla etkiler. Alex Schulman'ın 17 Haziran romanı da bunlardan biri. 44 yaşındaki Vidar'ın çocukluğunun yazlık evine ait bir telefon numarası bulmasıyla başlayan hikâye, fantastik bir zaman yolculuğundan çok geçmişle psikolojik bir yüzleşmeye dönüşüyor. En çarpıcı ayrıntı ise dilde saklı: Vidar, annesi, babası ve ablasından aidiyetle söz ederken sekiz yaşındaki kendisi için asla "ben" demiyor, yalnızca "çocuk" diyor. Bu tercih, çocukluk travmasının yarattığı yabancılaşmayı güçlü biçimde hissettiriyor. Yetişkin Vidar'ın o "çocuğa" şefkatle yaklaşması ise aslında kendi yaralarını onarma çabası. 17 Haziran, büyük sürprizlerden çok psikolojik derinliğiyle öne çıkan, sessiz ama kalıcı bir etki bırakan bir roman.