yitik26
Üstat
Töngelenler'le beraber 19 öyküsünü okuduğumuz bu eserin bir ilk eser olduğuna inanmak güç. Toplumu özellikle de kadınları iyi gözlemlemiş olması, su gibi akan kurguları ve gerçeğin mizahla yumuşatıldığı ironik anlatımı ile bu kalemden nice eserler okuyacağımız müjdesini alıyoruz sanki. "Sözlükler ne bilsin töngeleni. Yavaş yavaş unutuldu adı." Her şeyi tüketen modern çağ, bu eski kelimeleri tanıyamıyordu. Tanıyamadığı için istila oluyordu adı. Oysa onlar nereye gideceklerini iyi bilen "toprağın yetimleriydi." Ekilip biçilmeyen topraklar, töngelenlerle intikam almaya kalkarsa ne olur? Hikayenin kahramanı Server, nasıl bir günaha girmiştir ki insanların çok korktuğu töngelenler şehri istila eder? Server'in dili niye kesiktir? Esrarlı perdesini hüzün ve korkuyla araladığımız bu etkileyici hikaye bizlere kaybettiğimiz kelimeleri, geçmişimizi, geleneklerimizi, toprağımızı, suyumuzu hatırlatıyor bir kere daha.