okurnihal
Kaşif
Daphne du Maurier’in 1938 yılında kaleme aldığı ve gotik edebiyatın modern klasikleri arasına adını altın harflerle yazdıran başyapıtı Rebecca, ilk sayfasından itibaren okuyucuyu esir alan o meşhur cümleyle açılır: "Dün gece rüyamda tekrar Manderley’e gittiğimi gördüm." Bu cümle, sadece bir romanın başlangıcı değil, aynı zamanda geçmişin, hafızanın ve insan zihninin karanlık köşelerinde yapılacak tekinsiz bir yolculuğun da habercisidir. İlk bakışta zengin bir dul ile genç, toy bir kadının evliliğini ve ardındaki sırları konu alan bir melodram veya sıradan bir gizem hikâyesi gibi görünen bu eser, sayfalar ilerledikçe çok daha derin, karanlık ve sarsıcı bir boyuta evrilir. Kitabı bitirdiğimizde geriye kalan şey, bir polisiye düğümünün çözülmesinden ziyade; kıskançlığın, özgüven eksikliğinin, sınıfsal ezilmişliğin ve hepsinden önemlisi geçmişin insan ruhu üzerindeki mutlak hegemonyasının yarattığı o ağır, gri atmosferdir.