selinanter
Hezarfen
Bazı kitaplar vardır; okumaya ayırdığınız zamandan çok, üzerine düşünmeye ayırdığınız zamanla yer eder zihninizde. Bu kitap da benim için öyleydi. Čapek, klasik polisiyelerdeki "Katil kim?" sorusundan çok insan doğasına, adalet duygusuna ve ahlaki alanlara odaklanıyor. Polisiyeyi bir amaç değil, insanı anlamak için bir araç olarak kullanıyor. Ancak bu felsefi zenginliğe rağmen bazı öyküler bir solukta akıp giderken, bazıları elimde uzadıkça uzadı ve okuma ritmimi yavaşlattı. Bu kopukluğun çeviriden mi, yoksa Čapek ile ilk kez karşılaşmamdan mı kaynaklandığını tam olarak bilemiyorum. En sevdiğim öyküler Ayak İzleri, Uyuyamayan Adam, Hesap Günü, Kesin Kanıt ve Yaşlı Hapishane Kuşunun Hikayesi oldu. Vicdanı görünmez bir cezaya dönüştüren o fikir bana, "Keşke gerçek hayatta da böyle bir hücre olsa..." dedirtti. Okuma ritmimdeki aksaklıklara rağmen, sunduğu o özgün felsefesi ve farklı bakış açısıyla şans verilmesi gereken, kendine has bir derleme. Keyifli okumalar.