Ömer Faruk İnceler
Üstat
İçimde tarif edemediğim bir ağırlık var. Getto duvarları arasında haksız yere canından, yuvasından koparılan masum anne ve çocukları okurken sarsılmamak elde değil. Ama kitabı okurken beni düşündüren soru şu oldu: Tarihte bu kadar büyük bir zulüm görmüş bir milletin bugünkü yönetimi, nasıl olur da aynı eziyeti bugün başka masum insanlara yaşatabilir? Tarihin bu acı ironisi, gücü eline geçirenin vicdanını ne kadar kolay kaybedebildiğini gösteriyor. Bizi bu kısır döngünün dışına çıkaracak tek şey ise ne olursa olsun insani değerlerimizi korumak ve her koşulda vicdanın sesini dinlemektir. Zulüm kimden gelirse gelsin ve kime yapılırsa yapılsın karşısında durabilmek, bizi insan kılan yegane unsurdur. Varşova Gettosu'nda çaresizce ağlayan bir anne ile bugün bombalar altında evladını arayan bir annenin feryadı aynı dildedir. Tarihin en büyük utancı, geçmişin karanlığından kurtulanların, bugünün çocuklarına aynı karanlık gökyüzünü layık görmesidir.