P. Argun
Kaşif
Falin, yıllarını eşi Enke’nin merkezinde olduğu bir çemberin içinde, değişmez rutinle geçirir. Ancak 59 yaşında, beklenmedik aşkla yeniden hayat bulduğu dönemde pankreas kanseri olduğunu öğrenir ve ardından Biomortem adlı bir enstitüden kriyojenik dondurma hizmeti almaya karar verir. Doktor Mileva; hücre yapısının bozulmasını, buz kristallerinin hücre zarına vereceği hasarı önlemek için kullanılan "kriyoprotektan" maddelerden bahsedip yaşamı biyolojik bir kapsül içinde hapsetme vizyonunu paylaştıkça, zihnimdeki sorular derinleşir: Neydi ölüm? İnsanlık, tarih boyunca ölümsüzlüğün peşinden koşmuştur. Bugün bile asıl mesele, organik varlıkların kaçınılmaz sonu olan ölümün, teknolojik müdahalelerle gerçekten ertelenip ertelenemeyeceğidir. Ancak ölümün ardından başlayan o kaçınılmaz organik ayrışma süreci düşünüldüğünde; bu arayış gerçek bir ölümsüzlük kapısı mı, yoksa kaçınılmaz olana karşı verilen beyhude bir direnme çabası mı? Bu, üzerine düşünmeye değer derin bir muamma.