Hatice Yıldız
Kitapkurdu
Severek okuduğum ve etkisinden çıkamadım enerjisini sevdiğim elimden bırakmadan okuduğum bir eserdi. En sevdiğim altını çizdiğim bir kısmını paylaşmak isterim. ​“Mide bile, dedi adam, en sevdiği yemeği ancak belli bir ana kadar isteyerek yer. Beden, sevdiği işi yaparken bile durmak ister. Dinlenmek ister.” Bir an durdu, kahvenin yüzeyinde oluşan ince köpüğe baktı. “Ama insanın içindeki ihtiyaç… O bambaşka bir şey.” ​Kadın merakla ona baktı. “Nasıl yani?” ​“Sonsuzluğun bir kıpırtısı gibi, diye devam etti adam. Bir kıvılcım, bir ses… Öyle bir şey ki, sevdiğin insanın yanından kalkıp sadece çay almaya gittiğinde bile özlersin onu. Bu beş duyuyla açıklanamaz. Açıklayamazsın. İnsan gerçekten açıklayamaz.” ​Kadın hafifçe gülümsedi ama bir şey demedi. ​“Ne kadar doyurursan doyur, dedi adam, bedensel ihtiyaçları… Ruhun bir köşesi hep eksik kalır. Bilim buna dopamin diyor. Sürekli üretilemeyen bir şey. Her zirveden sonra, denge sağlansın diye düşüyor. ​