Ömer Faruk İnceler
Üstat
Çaresiz kaldığında bir sığınağa, mutlu olduğunda bir şükre tutunmak.. Hangi çağda ya da kültürde olursak olalım, insanoğlunun anlam arayışı hiç değişmiyor. Beyaz Gemi’de Maral Ana, tam da bu köklü ve haklı ihtiyacın, vicdanın ve inancın sembolü olarak karşımıza çıkıyor. Hayatın getirdiği tüm yükleri ve çelişkileri, ruhumuza kazınmış bu kutsal figürlerle anlamlandırmaya çalışıyoruz. Ancak hikayenin kalbimi sızlatan asıl kısmı, dünyanın neresine gidersem gideyim değişmeyen o acı gerçek. Küçük bir çocuğun saf hayallerinin, kendini bilmez bir yetişkinin hoyratlığıyla suya düşürülmesi. Çocuğun dedesinden dinlediği efsanelerle beslediği temiz dünya, kaba kuvvetin ve vicdansızlığın duvarına çarpıp yine darmadağın oluyor. Cengiz Aytmatov, saf bir çocuğun dünyası üzerinden insanlığın değişmeyen karanlık tarafını önüme koydu. Umudun en kırılgan haliyle, insanın yıkıcılığını yan yana okumak sarsıcıydı. İnsan için en zor olan şey, her gün insan olarak kalmaktır.