emine.zeynep
Üstat
Alex Schulman, 17 Haziran romanında sıradan bir zaman yolculuğu hikâyesi anlatmıyor; yetişkin bir adamın eski bir telefon hattı üzerinden sekiz yaşındaki çocukluğuyla, yani kendi yaralarıyla konuşmasını sahneliyor. Kitap, fantastik bir kapı aralasa da asıl gücünü aile içi sevgisizlik, erken büyümek zorunda kalmak ve geçmişin hayaletleriyle yüzleşmek gibi çok insani travmalardan alıyor. Yazarın süssüz, doğrudan ve melankolik dili sayfaları hızla çevirtirken, okuyucuyu da ister istemez kendi çocukluk anılarını ve bastırdığı kırgınlıkları sorgulamaya iten dokunaklı bir hesaplaşmaya dönüşüyor.