Güneşin Öldüğü Gün
Güneşin Öldüğü Gün Ürüne Git
SihirliFlut
Hezarfen
Güneşin Öldüğü Gün, alışılmış distopyaların dışına çıkan, rahatsız edici atmosferiyle aklımda uzun süre yer eden bir roman oldu. Daha ilk sayfalardan itibaren gerçeklikle rüyanın sınırlarını öyle ustaca bulanıklaştırıyor ki, neyin yaşandığını sorgularken kendinizi hikâyenin karanlığına tamamen kaptırıyorsunuz. Yazar, korku ve gerilim unsurlarını yalnızca ürkütmek için kullanmıyor; insanın bastırdığı arzularını, toplumun karanlık yönlerini ve otoritenin dayattığı "kusursuz" dünyanın ne kadar kırılgan olduğunu da düşündürüyor. Özellikle gece çöktükçe kasabanın bambaşka bir yere dönüşmesi ve rüyaların kabusa evrilmesi oldukça etkileyiciydi. Li Niannian'ın gözünden anlatılan hikâye hem büyüme öyküsü hem de güçlü bir toplumsal eleştiri sunuyor. Çin'in siyasi ve sosyal yapısına yapılan göndermeler ise romana derinlik katmış. Yer yer sembolik anlatımı nedeniyle dikkat isteyen bir kitap olsa da, atmosferi ve verdiği rahatsız edici his bunu fazlasıyla karşılıyor.