Leo Perutz’un okuduğum ilk eseri Şeytan Tozu, efsane bir yapıttı. Nazi Almanyası’nda neden yasaklandığını anlamak güç değil. Kutsal Roma-Germen İmparatorluğu’nu canlandırmak için kitlelere inancı geri getirmeyi hedefleyen bir baronun bilimsel deneyini konu alıyor. Konu her ne kadar etkileyici olsa da kitaptaki derin tespitler konuyu teferruat kılacak kadar güçlü. İnsanın inanca duyduğu ihtiyaç ve körü körüne inancın kitleleri manipülasyona nasıl açık hale getirdiği muazzam işlenmiş. Özellikle 16. bölüm kitabın en kıymetli yeriydi. "Siz bana kızınca gün ortasında güneşim batıyor" gibi duygusu yüksek, unutulmaz edebi cümleler ve esere çok yakışan, eksiksiz bir sonu var. Bana Bulgakov’un Köpek Kalbi ve Ölümcül Yumurtalar’ını çağrıştırdı. Bulgakov’un hekim, Perutz’un ise matematikçi olması; sayısal zekanın getirdiği o berrak, anlaşılır ve akıcı dili iki yazarda da hissettiriyor. İncelemeyi okur okumaz Perutz’un diğer kitaplarını da sipariş ettim. Herkese keyifli okumalar!