Müzeyyen Şahin
Kaşif
okuduğum en sarsıcı ve etkileyici romanlardan biriydi. küçük yaşta vefat etmiş ablasının ardından yoksul bir ailenin çocuğu olarak doğmuş ve kendisine yeni bir isim bile verilmeden ablasının kimliğini üstlenmek zorunda bırakılmış kumru'nun eşyalarla arasındaki tutku işleniyor kitapta. daha çok küçükken istanbul'da kapıcılık yapan haydar'la evlendirilerek şehre gelin gidiyor, gündelikçi olarak çalıştığı evlerde önce buzdolabıyla, sonra televizyonla tanışarak adeta "diderot etkisi"yle özünden uzaklaşıyor. şehre yeni geldiği zamanlarda sohbet ettiği bir nar ağacı var bahçede, eşyalaştıkça o nar ağacından uzaklaşıyor. yorumlarda kurgunun yavaş aktığı eleştirilmiş ama kumru'nun tutkusunun ilmek ilmek işlenmesi bende çok sahici bir karşılık buldu. tahsin yücel'in çevirilerini de çok beğenirim. dilde ustalıklı bir yetkinliği vardır, türkçeye oldukça hakimdir. harika kelimeler seçer, sözcükleri nakış gibi işler. kelimelere meraklıysanız türkçeye hakimiyetinizi artırmak için bile okunur.