Sığırlar ve İnsanlar
Sığırlar ve İnsanlar Ürüne Git
İzzet Can Bezircioğlu
Kaşif
Sığırlar ve İnsanlar, ilk bakışta bir mezbahanın gündelik işleyişini anlatıyor gibi görünse de asıl olarak insanın şiddete ve ölüme alışma biçimini sorguluyor. İşçilerin her gün aynı şiddet döngüsünün içinde çalışması, bir süre sonra okurun gözünde de sıradanlaşıyor. Maia tam bu noktada, şiddete alışmanın nasıl bir şey olduğunu okura hissettiriyor. Ana karakter Edgar Wilson ise ahlaki açıdan gri bir karakter. Hayvanların acı çekmemesi için çabalarken onları öldürmeye devam etmesi, merhamet ile şiddetin aynı düzende nasıl yan yana durabildiğini gösteriyor. Böylece mezbaha, vicdanın yeniden biçimlendirildiği bir toplum modeline dönüşüyor. Sığırların açıklanamayan ölümleri düzeni sarsarken belirsizlik büyüyor. Roman, okura ne düşünmesi gerektiğini söylemiyor; yalnızca mezbahayı, hayvanları, kanı ve insanları aynı çerçevenin içine yerleştiriyor. Sonunda geriye tek bir soru kalıyor: Şiddetin kendisinden mi korkmalıyız, yoksa ona alıştığımızda neye dönüşeceğimizden mi?