Donatella Di Pietrantonio’nun bu sarsıcı romanı, 13 yaşındayken evlat edinildiği zengin aile tarafından aniden öz anne babasının yoksul ve sevgisiz evine "iade edilen" isimsiz bir kız çocuğunun hikayesini anlatıyor. Bir anda aidiyetini, düzenini ve bildiği tüm sevgiyi kaybeden bir çocuğun hissettiği o devasa terkedilmişlik ve bocalama duygusu gerçekten çok güçlü işlenmiş. Yazar hiç ajitasyon yapmadan, o kadar yalın ve bıçak gibi bir dille yazmış ki, kızın o çaresiz kabullenme süreci insanın içini burkuyor. Yeni evindeki o sert coğrafya, yoksulluk ve kız kardeşi Adriana ile kurduğu o tuhaf ama sarsılmaz bağ hikayenin en güzel yanı. Kısa, temposunu hiç düşürmeyen ve ebeveynlik, aidiyet ile "yuva" kavramlarını sertçe sorgulatan çok başarılı bir anlatı.