zatiamekuin
Kitapkurdu
Tuğba Doğan’ın bu zarif romanı, hayatta tutunacak dalı kalmamış gibi hisseden bir adamın, geçmişin yükleri ve kendi iç hesaplaşmalarıyla yüzleşme çabasını anlatıyor. Romanın merkezindeki o eski İstanbul atmosferi, lokantanın kokusu ve karakterin zihnindeki o kırık dökük anılar öyle sinematik bir dille işlenmiş ki, okurken kendinizi o melankolik masalardan birinde otururken buluyorsunuz. Yazarın üslubu son derece şiirsel ve derin; acele etmeden, insanın yalnızlığına ve aidiyet arayışına ilmek ilmek dokunuyor. Yer yer içsel sorgulamalar ve felsefi derinlik okumayı biraz ağırlaştırsa da sunduğu o naif tatmin duygusu romanı çok özel kılıyor. Hüznü güzelleştiren, edebiyatın o sakin ve iyileştirici gücünü hissettiren çok nitelikli bir Türkçe edebiyat örneği.