Zümrüd-ü Ankaa
Bilge
Yazarın okuduğum 2. kitabı. Anladığım o ki Mert Bey çok sade ve yalın bir dilin içine hem çocukların hem yetişkinlerin kendilerine mesajlar bulacağı bir kurgu tercih ediyor. Özgün bir tarz. Teşbihte hata olmaz, Yunus Emre şiirleri gibi. Kitabı okurken kitaptaki harflerin sözcüklerin ve cümlelerin rengârenk olduğu hissine kapıldım. Öyle esnedi zihnim. Zihnimdeki düşünceler, zihnimde konuştuğum insanlar da farklı boyutlara dönüşüp farklı renkler giyindi. Bakış açımızı, hayallerimizi büyüten, gezegenler arası bizi gezdiren sonsuz açılımları olan bir kurgu. Neyin tarifi bu: hayallerin. “Hayal” denen bu sonsuz gücü anlatmak böyle açılımlara sebep oluyor işte. Ev şeklinde zürafa, kare şeklinde zürafa, sadece zürafaların yaşadığı bir dünya, hatta hiçbir zürafaya benzeyemeyen bir zürafayı hayal ettikçe insan hem biricik oluşunu hem özgür oluşunu hatırlıyor ve her olayı ve durumu bu şekilde yorumlayan bir zihne sahip oluyor. Harikaydı… Moni’nin sloganıyla bitireyim: Hayal et, çiz, harekete geç.