Fatma Çiçek
Hezarfen
Matt Haig’in Gece Yarısı Kütüphanesi, hayatı ve seçimlerimi sorguladığım bir dönemde beni derinden etkilemişti. Bu yüzden Gece Yarısı Treni’ne büyük bir beklentiyle başladım. ​Kötü bir kitap kesinlikle değil; aksine çok değerli bir mesaja sahip. Hırslar uğruna ihmal edilen sevgileri, ertelenen anları ve kaçırılan güzellikleri yüzümüze vuruyor. Wilbur’un geçmişine yaptığı yolculuk boyunca ister istemez ben de kendi hayatımı sorguladım. ​Ancak ilk kitabın bıraktığı o güçlü etkiyi bu eser sunamadı. Temponun yer yer yavaşlaması ve hikâyenin ağır ilerlemesi duygusal bağ kurmamı zorlaştırdı, hatta zaman zaman sıkıldığımı hissettim. ​Her ne kadar ilk kitabın yerini tutamasa da hayatın sadece başarılardan ibaret olmadığını, yanımızdaki insanları fark etmemiz gerektiğini hatırlatıyor. Doğru zamanda okunduğunda farkındalık yaratacak, derin izler bırakabilecek anlamlı bir roman.