Turhan Yıldırım
Kitapkurdu
Bazı kitaplar vardır, yalnızca cümleler dökülür yavaş yavaş içerisinden. Anlattıkları içinizi kanatmaz ya da bir anda nereden geldiği belli olmayan bir tokatla yüzünüzü bulmaz. Anlatımı nahiftir, kelimeler üzerinde dans eder ve okuduktan sonra hatırladıklarınız yalnızca enstrümantal müziğin çağlayan sesidir. Ritmi giderek artmaz belki ama ağzınızda öyle bir tat bırakır ki üstünden günler geçse de iyi ki okumuşum dersiniz. Adına münhasırdır bu eser. İsmi gibi Bilinmeyen Sular'dır. Yazar, okura bilmediği karanlık sularda yüzdürür, tam tamına on öykü boyunca. Karanlık deyince aklınıza karamsar, canınızı acıtacak öyküler gelmesin. Belki anlatılanlar üzücüdür ama öyle bir edebi dile bürünmüş ki sonunda yüzünüzde kalan acıyla karışmış bir tebessümdür. Kitapta, gözüme en çarpan konulardan biri yazarın diyalog anlatımına son derece hakim olması. Öykülerin bir kısmında bol miktarda diyalogla karşı karşıyasınız. Ve yazar, okuru sıkmadan son derece başarılı bir şekilde diyalogları işlemiş.