Bonibom
Üstat
Kısa olmasına rağmen insanın kökenine dair düşündüren, akıcı bir anlatıya sahip. Bilimsel bir gerçeklik iddiası taşımıyor; insan doğasını yalın ama etkileyici bir hikaye üzerinden sorgulatıyor. Kitap boyunca kendime şu soruyu sordum: İnsan dediğimiz şey gerçekten ne zaman insan oldu? Ateşi kullanınca mı, konuşmayı öğrenince mi, yoksa başkası için korku duyup ahlak geliştirebildiğinde mi? Bu soruları hikayenin içine usulca bırakıyor. Kitabı okurken, Alaska’daki altın arayıcılığı yıllarında doğayı ve insanı gözlemlerken zihninde filizlenen düşüncelerin bu romana dönüştüğünü hissettim. Sanki milyonlarca yıl öncesini değil, insanın hiç değişmeyen özünü anlatıyor. Medeniyetin ince bir kabuk olduğunu; altında hala korkan, kaçan ve hayatta kalmaya çalışan ilkel insanın izlerini taşıdığımızı hatırlatıyor. Bu yüzden benim için yalnızca sürükleyici bir macera değil, kısa ama zihinde uzun süre yaşayacak sorular bırakan bir okuma oldu