elanur izgin
Kitapkurdu
Horla'yı bitirdiğimde bende kalan şey korkudan çok insanın kendi zihniyle çelişmesiydi. Anlatıcı daha en başta insanların açıklayamadıkları şeyleri görünmez güçlere bağlamasını küçümsüyor. Ama yaşadıkları arttıkça bu kez kendi açıklayamadığı her şeyi Horla ile açıklamaya başlıyor. Bence Maupassant burada sadece görünmez bir varlık anlatmıyor. İnsan bazen korkularını dışsallaştırıp onlara bir isim veriyor, sonra da gerçekten varmış gibi onlara teslim oluyor. Bu yüzden ben Horla'yı bir hayaletten çok, insanın kendi zihninde büyüttüğü korkuların ve çelişkilerin simgesi olarak okudum. Finalde evi yakması bile bana göre Horla'yı değil, kendi zihnini susturma çabasıydı. Ama insan kendi zihninden kaçamadığı için geriye sadece daha büyük bir çaresizlik kalıyor. Kitabı bitirdikten sonra aklımda kalan soru Horla'nın gerçekten var olup olmadığı değil, insanın kendi yarattığı korkulara ne zaman inanmaya başladığı oldu. Miras ise de okunmaya değer bir diğer güzel hikaye idi.