Ömer Faruk İnceler
Üstat
İskender Pala’nın kalemiyle Yunus Emre’nin izine düşmek, bir od gibi insanı pişirmesine şahit olmakmış. Çoğu kişi İskender Hoca’nın kitaplarına serpiştirilmiş eski kelimelerden kaynaklı okumanın ağır ilerlediğini düşünebilir. Benim içinse kitabın en etkileyici tarafı tam olarak burası oldu. Günümüz sözlüklerine sıkışıp kalmış zihnimi tazeledim. Yabancı gelen her kelimenin bugünkü karşılığını kenara not etmek, satır aralarındaki anlam hazinelerini keşfetmek okuma keyfimi ikiye katladı. Od, insanı içine çeken bir tasavvuf romanı. Yunus Emre’nin "ben"den geçip "biz"e ulaşma çabasını okurken, dilin zenginliği sayesinde hikâyenin atmosferine çok daha rahat girdim. Üzerimizdeki günlük telaşı sıyırıp alan, sabırla okunmayı hak eden bir eser. Taptuk’un kapısına odun taşımak gibiydi her notum. Sözün doğrusuna ermek için kelamın çilesini çekmek gerekmiş..