Eda Topbaş
Bilge
ben kitabı değil o beni bitirdi resmen. ilk başlardan ortalarına doğru bunu neden bu kadar abartmışlar diye düşündüm bunun sebebi de full mektuplardan ilerlememiz. sanki bi bilgisayar içerisinde ya da tek ortamda gecen filmler/diziler gibi hissettirdi. daha sonra Sybil’le bağ kurmaya başladığımı farkettim(belirtmeliyim ki bence bağ kurulması ve yakın hissedilmesi zor bi karakter). kitabın sonlarına doğru okurken aynı zamanda kendi hayatımı, tüm hayatım boyunca ne yaptığımı, ne yapacağımı sorguladım. yaşlılığımda geriye dönüp baktığımda güzel ve dolu dolu bi hayat geçirmem için çabalamalıyım düşüncemi ortaya çıkardı bu kitap. şu anda sahip olduğumuz aslında çok büyük lükslerin sırf sahip olduğumuz için basitleştiğini düşündüm. 70 küsur yıl kadar onunla olan ve bir çok başarısına eşlik etmiş olan görme yetisini 70 yaşından sonra yavaş yavaş kaybetmesi bana çok farklı hissettirdi. bununla beraber hayatının belki de en büyük ve en önemli parçasını, yazmayı da, beraberinde yitirdi.