Gördüğümüz rüyalar sadece bir rüya mı yoksa geçmişte yaşadıklarımızdan bize kalan hatıralar mı? Sıradan bir polisiye gibi başlayan kitap, bir bilim kongresinde yaşanan cinayet ve aralanan sır perdesiyle bambaşka bir yere gidiyor. Ali kendisini tüm olayların içinde hatta olayların nedeni olarak buluyor. İş hayatında oldukca karmaşık şeyler yaşarken bir zamanlar gözünün başka bir şey görmediği, onları terk eden eşinin dönüşüyle alt üst oluyor. Kitap buradan sonra sır perdelerinin aralanması, şüpheli ölümlerin ve bu ölümlerin arkasında bırakılan yazılarla adeta içine çekiyor. Soluksuz okuduğum nadir yazarlardan biri, elimden bir an olsun bırakamadım. çok kısa bir sürede bitirmiş olsam da kitap kapağını kapattığım anda bile kafamda devam ediyordu. Bir insan bir gün öncesini yaşıyorsa bugünü nasıl şekillendirmeliydi? Kitabın içinde sizi sorgulamaya itecek. Genlerle mümkün olabilecek şeyler yüzünden öldürülme düşüncesi insanı korkularıyla yüzleştirecek...