Son Şeyler Ülkesinde
Son Şeyler Ülkesinde Ürüne Git
SihirliFlut
Hezarfen
Paul Auster’ın kaleminden böylesine karanlık, umutsuz ve tekinsiz bir dünya okumak gerçekten sarsıcıydı. Her şeyin yavaş yavaş tükendiği, üretimin durduğu, insanların artık yarını düşünmek bir yana hayatta kalabilmek için çöpleri karıştırdığı bir şehir düşünün. Üstelik kaybolan hiçbir şeyin yerine yenisi gelmiyor. Bu yüzden kitap boyunca insanın içine çöken o “son şeyler” hissi hiç peşinizi bırakmıyor. Beni en çok etkileyen, Auster’ın yarattığı dünyanın aslında çok da uzak görünmemesi oldu. Savaşlar, çıkar çatışmaları, yoksulluk, yozlaşma, insanların birbirine karşı giderek duyarsızlaşması… Okurken zaman zaman “Böyle devam edersek gerçekten varacağımız yer burası olabilir mi?” diye düşündüm. Distopyanın en ürkütücü yanı da sanırım tam olarak bu: Anlatılanların imkânsız gelmemesi.