Gülseren Çakir
Üstat
İskender Pala’yı ben en çok OD, Efsane, Mihmandar eserlerine yakıştırıyorum. İtiraf, Aşk Hikâyesi, Surname gibi macera-gizem türündeki kitaplarında ise aynı başarıyı bulamıyordum. Ancak Soygun ile farklıydı.Kitabın başında Tarık Tufan’ın inceleyen olarak adının geçmesi etkili olmuştur bekli de. Olayların işleyişi ve merak unsuru oldukça başarılı. Saraydaki soygun üzerinden ilerleyen hikâye, içerideki ve dışarıdaki düşmanların entrikalarla bir dönemi nasıl kuşattığını da gösteriyor. Döneme ilişkin bilgilerin kurguya yedirilmesi kitabı zenginleştirirken, karakterlerin özellikleri de Osmanlı döneminin ruhunu başarıyla yansıtıyor. Pala’nın dönem diline hâkimiyeti ise kitabın en güçlü yanlarından. Bazı yazarlar birkaç eski kelime kullanılarak dönem diliyle yazdık diyorlar birde. Pala, macera türünü güçlü dili ve edebî birikimiyle birleştirmiş. Bu kez polisiye-macera türünde gerçekten zoru başarmış; ortaya hem sürükleyici hem de edebî açıdan tatmin edici bir eser çıkmış.