Kitabı az önce gözyaşlarıyla bitirdim ve sıcağı sıcağına buraya koştum… :) Yazarın okuduğum ilk kitabıydı. Efser ve Sedef, çocukluktan beri iyi kötü her şeyi birlikte göğüsleyen iki can dost. Biri kalabalık, misafir eksik olmayan bir evde; diğeri sessiz sakin çekirdek bir ailede büyüyor. Ama aralarındaki bağ, yıllar geçtikçe kök salan güçlü bir dostluğa dönüşüyor. Kitap yalnızca çocukluk nostaljisi ve dostluk hikâyesi anlatmıyor. 1970’lerden 1990’lara uzanan Türkiye’nin sancılı yılları; siyasi çalkantılar, sağ-sol çatışmaları ve sokaklardaki tekinsiz hava hikâyeye öyle güzel yedirilmiş ki dönemin ruhunu çocukların gözünden hissediyorsunuz. Memleket savrulurken Efser ve Sedef’in dostluğu, birbirlerine sığındıkları liman oluyor. Kimi yaraya küçük bir dikiş, kimi yaraya kocaman bir parça gerekiyor; ama o “kırk yamalı” sevgi hiç kopmuyor. Kitabın son sözü de her şeyi özetliyor: “Kötü günler de bizim, iyi günler de. Hepsi bizim.”