Teknoloji, insan hayatını kolaylaştırdığı ölçüde kıymetli, evet fakat sınırları zorlandığında insanın hayatını kolaylaştırmak yerine onu kendi yarattığı dünyanın içine hapsedebiliyor, ki hepimiz şu an onun esiriyiz. Kitap da tam olarak bu noktada önemli bir soru soruyor: Teknolojinin gelişmesiyle birlikte insanlığın hangi noktada durması gerektiği ve her mümkün olan şeyin gerçekten yapılmasının gerekip gerekmediği. Yapay zekâ gerçekten bu hızla ilerlerse, geleceğin ürkütücü bir hâl alması hiç de uzak bir ihtimal değil. Ölen çocuğunuzu kopyalayabilir; onun sesini, görüntüsünü, davranışlarını ve hatta kişiliğine dair ayrıntıları yeniden oluşturabilirsiniz. Peki karşınızdaki gerçekten çocuğunuz mu, yoksa kaybınızın üzerine kurulmuş son derece gerçekçi bir kopya mı? İnsan, yas tutmak yerine geçmişi yeniden yaratmaya başladığında bunun psikolojik ve ahlaki bedeli ne olur? Ayrıca iş gücü yapay zekâ teknolojisiyle değişmesi halinde insanların nasıl geçirebileceği gerçeği.