Bonibom
Üstat
Kesik Baş’a sürükleyici bir polisiye okuyacağımı düşünerek başladım, ama kitap beni hiç beklemediğim bir yere götürdü. Kurgu tam bir zeka ürünü; tempo hiç düşmüyor, dili akıyor ve hikaye baştan sona bizden. Bir yerden sonra “Suçlu kim?” sorusunun yerini çok zor bir soru aldı. Bir insan suç işlediği anda hepimiz ahlaklı oluyoruz da, o insan suç işlemeden önce yaşadığı sefalete ve çaresizliğe neden aynı hassasiyetle bakmıyoruz? Suç işlendikten sonra hüküm vermek kolay da, suç doğmadan önce “Ben ne yapabilirim?” diye sormamak da bir tür sorumluluk değil mi? Üstelik kitap suçluyu da aklamıyor, bireysel suçun yanına toplumun payını da koyuyor. Öldürmeyi suç sayan insanın öldüreni yine öldürerek cezalandırması, savaşta binlerce ölümün meşrulaşması da aynı çelişkinin parçası diyor. Başta düzenin tarafında, suçlunun bulunmasını beklerken; sonunda dönüp düzenin kendisini, toplumu ve insan doğasını sorguluyorsun.