laedri88
Üstat
Daniel Keyes’in Algernon’a Çiçekler kitabını kapatırken içimde öyle derin bir sızı kaldı ki uzun süre etkisinden çıkamadım. Zihinsel engelli Charlie Gordon’ın deneysel bir ameliyatla dahiye dönüşmesini ve ardından kaçınılmaz gerilemeyle başladığı yere dönüşünü okurken, insan ruhunun en kırılgan hallerine şahit oluyoruz. Beni en çok yaralayan, Charlie’nin zekâsı arttıkça dünyanın sahteliğini fark etmesiydi. O sadece sevilmek, kabul görmek ve dost kazanmak için akıllı olmak istemişti. Fakat zekâsı geliştikçe insanların ona değil, onunla alay ederek güldüğünü gördü ve derin bir yalnızlığa gömüldü. Şefkatten yoksun bir aklın insanı sadece kimsesizleştirdiğini anladığı an çok ağırdı. Kendi geleceğini Algernon’un gerileyişinde izleyen Charlie’nin zihni yeniden karanlığa gömülürken yazdığı o son satır ve "Algernon’un mezarına çiçek koyun" ricası, her şeyini yitirse bile kalbindeki saf sevginin asla silinmediğini kanıtlayan, boğazda düğüm bırakan bir veda.