P. Argun
Kaşif
Thomas Bernhard’ın o sarsıcı kaleminden süzülen tınıları, bu derin dostluk hikâyesinde yeniden duymak gerçekten büyüleyici. Bernhard’ın hikâyesinin merkezinde ise sevgili dostu Paul var. Paul ile kurduğu bağ, iki insanın birbirinin hayatını paylaşmasından öte, dünyaya karşı örülen ortak bir sığınaktır yazar için. Zihinsel ve ruhsal zenginliği o kadar katmanlıdır ki, en sıradan buluşmalar bile kısa sürede felsefi bir yolculuğa ya da insan ruhunun en ücra köşelerine yapılan bir keşfe dönüşür. Varoluş sancıları Paul için teorik bir kavram değil, her nefeste hissedilen, zihnini sürekli meşgul eden keskin bir bıçaktır. Paul, onun hayatından geçip giden biri değil, hafızasının en güzel odalarını onurlandıran silinmez bir iz; geride kalanlara ise sadece derin bir özlem ve o eşsiz sohbetlerin yankısını bırakan dosttur. Bir ölümün; yılların süzgecinden geçen, kelimelere gerek duymadan anlaşabildikleri sarsılmaz bir dostluk öyküsüdür #wittgensteininyeğeni