SihirliFlut
Hezarfen
Bitirdiğimde içimde tuhaf bir ağırlık kaldı. Sanki uzun süre karanlık bir tünelde yürümüşüm de çıkınca güneş gözüme fazla parlak gelmiş gibi hissettim. Çünkü bu kitap sadece bir hikâye anlatmıyor; insanın içindeki kırılmışlığı, yalnızlığı, çaresizliği ve bazen de hayatta kalmak için ne kadar sertleşebileceğini yüzüne vuruyor. Romanın merkezinde Derdâ ve Derda var. İsimlerinin benzerliği bile başlı başına bir anlam taşıyor aslında; sanki aynı acının farklı bedenlerdeki yankıları gibiler. Hakan Günday karakter yaratmayı gerçekten çok iyi biliyor. Onları okurken kurgu karakter olduklarını unutuyorsun. Özellikle çocukluk travmaları, sevgisizlik ve hayatta tutunma çabaları o kadar gerçekçi anlatılmış ki bazı bölümlerde durup nefes alma ihtiyacı hissettim.