Muhammed SAPMAZ
Kitapkurdu
Fyodor Dostoyevski, "Budala" romanını yazarken kendine edebiyat tarihinin belki de en zor hedeflerinden birini koymuştu: "Bütünüyle güzel/iyi bir insanın portresini çizmek." Prens Lev Nikolayeviç Mışkin karakteri, yazarın bu devasa felsefi deneyinin vücut bulmuş halidir. ​Romanın ismindeki "Budala" kelimesi aslında derin bir ironi taşır. Prens Mışkin zeka geriliği yaşayan biri değil; kibrin, yalanın ve hırsın normalleştiği bir dünyada dürüst kaldığı için toplum tarafından "budala" olarak etiketlenen biridir. Kitabın ilk yarısı sürükleyici ancak diğer yarısı fazla detaylarla okuyucuyu sıkıyor.