Zahide Akkuş
Hezarfen
Muhafız alayı subayının zengin oğlu Henrik ile ailesinin büyük fedakârlıklarla okuttuğu Konrad'ın askerî okulda temelleri atılan dostluğu, romanda 41 yıllık bir ayrılığın ardından derin bir hesaplaşmaya dönüşüyor. Metnin neredeyse bütünü General Henrik'in monoloğu üzerinden inşa edilmiş. Henrik, babasına göre "başka türlü biri" olan Konrad'ın sırra kadem basışını sorgularken, dostuna kendini savunma veya durumu açıklama fırsatı vermiyor. Okuma süreci boyunca okurda uyanan "Bir dur da Konrad konuşsun," hissi, aslında yazarın iletişimsizliği vurgulamak için kurduğu başarılı bir atmosfer. Sürükleyici dili ve karakter psikolojisi sayesinde eseri bir solukta, büyük bir keyifle bitirdim.