Gülbeyaz Bozkurt K
Kaşif
Okuduğum en etkileyici distopyalardan biri oldu. Marlen Haushofer, yalnızca görünmez bir duvarın ardında hayatta kalmaya çalışan bir kadının hikâyesini anlatmıyor; insanın doğayla, yalnızlıkla ve kendisiyle ilişkisini de sorgulatıyor. Başlarda bir hayatta kalma hikâyesi gibi ilerleyen roman, zamanla çok daha derin ve sarsıcı bir hâle geliyor. Kadının köpeği, kedisi ve ineğiyle kurduğu bağ özellikle etkileyiciydi. Yalnızlık, sevgi, sorumluluk ve kaybetme korkusu kitabın her sayfasında hissediliyor. En çok da insanın yokluğunda doğanın kendi düzenini sürdürmesi ve insanın aslında bu düzenin ne kadar küçük bir parçası olduğunu fark etmesi düşündürdü beni. Yavaş ilerleyen ama zihinde uzun süre kalan, atmosferi güçlü ve düşündürücü bir kitap. 1963’te yazılmış olmasına rağmen bugün okunduğunda hâlâ şaşırtıcı derecede güncel. Haushofer’in kalemine ve bu güçlü hikâyeye hayran kaldım. Mutlaka okunmalı.