Yaşam tecrübesi insanı farklı yerlere götürse de bazı kavramlara yüklenen meşum anlam etkisini her daim gösterir. Kopuş da ruhtan bir parçanın ayrılması gibi kolay ifade edilecek bir şey değildir. Gerek kötü anlamından dolayı olsun gerekse de beynin unutma kabiliyetinin tecrübe alanı olmasından mütevellit kopuş zihnin ve geçmişin derin tabakları altına gömülür. Marin bir arkeolog hassasiyetiyle insanın görmezden geldiği bu kavramı yüzeye çıkarır. Sonradan ne mi olur? Herkes geçmişiyle karşılaşır. Zira kopuşu deneyimlemeyen insan yoktur. Felsefi bir kavramdan ziyade bilinen bir kavramın felsefe yordamıyla tanımlanmaya çalışılmasının okuru cezbetmeyeceği düşünülebilir. Ama Marin hayatın kalbinden insanın kalbine dönerek doğal bir çözümleme çabası gösterir. Romanlardan ve hatıralardan imbikledikleriyle insanın kopuş tecrübesinin sınırlarını çizmeye çalışan yazarın analitik kabiliyetini kabul etmek gerekir. Okuduktan sonra kopuşun daha manidar geldiğini söylemek olasıdır.