Masal tadında, akıp giden bir anlatımı var. Özellikle dilini ve atmosferini çok sevdim. Osmanlı sarayına, mutfağına ve dönemin yemek kültürüne dair pek çok güzel ayrıntı da hikâyenin içine öyle doğal serpiştirilmiş ki okurken kendimi zaman zaman saray mutfağında dolaşıyormuş gibi hissettim. Hikâyesi ise açıkçası beni anlatımı kadar etkileyemedi. Belki de kitaptan beklentim biraz daha farklıydı. Ama anlatım tarzı, dili ve Osmanlı mutfağına açtığı o küçük pencereler kesinlikle çok hoşuma gitti. Kısacası, hikâyesinden ziyade nasıl anlatıldığıyla bende iz bırakan kitaplardan biri oldu.