Bir çocuğun gözünden bakabilmek düşündüğümden çok daha büyük bir cesaret istiyormuş. Kitabı okurken bunu birkaç kez kendime itiraf ettim. Çünkü mesele kendi doğrularımızı, alışkanlıklarımızı ve bize öğretilen ebeveynlik biçimini de sorgulayabilmek. Kitabın bende en çok karşılık bulan tarafı çocuğu sürekli düzeltilmesi gereken bir proje gibi görmek yerine, olduğu haliyle tanımaya ve kabul etmeye davet etmesiydi. Okurken kendi çocukluğuma da döndüm. Bazı anılar sandığım kadar masum değildi. Doğam Hoca, insanın büyüdükçe çocukluğuna başka bir yerden bakabildiğini tekrar hatırlattı. Özellikle empati konusunda söyledikleri üzerinde uzun uzun düşündürdü. Empatiyi bilmeyen bir yetişkinin, empati kurabilen bir çocuk yetiştirmesi gerçekten ne kadar mümkün? Kolay okunan, dili sade bir kitap. Ancak bazı cümleleri okuyup geçmek yerine insanın kendi hayatında karşılığını araması gerekiyor. Bir çocuğu anlamak, geçmişte kalmış bir kapıyı yeniden açmak gibi..