Kesişen Yazgılar Şatosu, biçimsel olarak eşine az rastlanır türden bir anlatım mimarisine sahip. Konuşma yetilerini kaybeden insanların hikayelerini tarot kartlarıyla anlatmaya başlamaları, başta yalnızca yaratıcı bir kurgu fikri gibi görünse de kitap ilerledikçe kartlar bir araca dönüşüyor ve asıl mesele hikaye anlatmanın kendisi oluyor. Aynı kart bir anlatıcının elinde tutkulu bir aşkı simgelerken diğerinde ihanete veya ölüme dönüşebiliyor; kartların sırası değiştikçe kaderler de baştan yazılıyor. Calvino, sınırlı sayıda sembolden sayısız ihtimal çıkarırken insan zihninin aynı imgelere nasıl bambaşka anlamlar yükleyebildiğini de ustalıkla gösteriyor. Bu anlatım biçimi kitabı yaratıcı kıldığı kadar okumasını da zorlaştırıyor. Fikrine bayıldığım bir kitabın okurken beni bu kadar yorması da sanırım bu okumanın en büyük çelişkisiydi. Belki de elimizde sandığımız kadar çok hikaye yoktur; değişen yalnızca aynı arzuların, korkuların, kayıpların ve seçimlerin aldığı biçimlerdir.