Çınar’ın basketbola olan tutkusu nedeniyle derslerini ikinci plana atmasıyla başlayan hikâye, zamanla başarıdan çok daha önemli bir noktaya uzanıyor: Kendini tanımak, yeteneklerinin farkına varmak ve doğru yöntemleri keşfetmek. Kitapta özellikle ders çalışma alışkanlıkları ve öğrenme yöntemleri üzerine verilen mesajları çok değerli buldum. Matematik, Fen Bilimleri ve Sosyal Bilgiler gibi derslerde nasıl daha verimli çalışılabileceğinin anlatılması, kitabı sıradan bir çocuk romanından ayırıyor. Üstelik yalnızca “daha çok çalış” demek yerine, nasıl çalışılması gerektiği üzerine düşündürüyor. Tenefüslerde bile sürekli ders çalışmanın doğru olup olmadığı, hareket etmenin ve biraz nefes almanın öğrenme sürecindeki yeri gibi ayrıntıların işlenmesi de hoşuma gitti. Çocuklara başarıyı baskıyla değil, doğru alışkanlıklar ve kendini keşfetme yoluyla anlatması bence kitabın en güçlü taraflarından biri.