Peynir ve Kurtlar, 16. yüzyılın sonlarında İtalya’da yaşayan sıradan bir değirmencinin zihin dünyasını, inançlarını ve Engizisyon mahkemeleriyle mücadelesini merkezine alıyor. Menocchio’nun sarsıcı hikayesini anlatan eser; dönemin çalkantılı atmosferini ve trajikomik olduğu kadar derin evren algısını çok etkileyici bir şekilde gözler önüne seriyor. Siyasi, toplumsal ve ekonomik krizlerin halkı kasıp kavurduğu bir devirde dünyaya çok farklı, rasyonel bir pencereden bakarken “Yerin kulağı vardır,” diye hiç düşünmez. Haliyle düşünceleri Engizisyon’a kadar ulaşır ve kendini bir anda mahkeme karşısında bulur. Kendine has bu panteist düşünce tarzı yüzünden Engizisyon mahkemesinin hedefi haline gelen Menocchio’nun çağına sığmayan evren algısı, tarihe sorgulayan bir aklın asırlık çığlığı olarak kazınır. Peynir ve Kurtlar, "İnsan neden sorgulamalıdır?" sorusunu çok etkileyici bir potada eriten ve buz dağının görünmeyen taraflarını açığa çıkaran nefis bir eser.