“İnsan hayatı sürekli bir devinim içindeydi sanki. Geçmişleri, çocuklukları, kökleri, hepsi onları bugünkü hâllerine yoğuran görünmez eller gibiydi... Ve bütün bu katmanlar, içinde insanın saklandığı bir kılıfa dönüşmüştü...” Bazı kitaplar büyük olaylar anlatmaz; insanların içlerinde taşıdıkları sessiz yaraları, eksik kalmış cümleleri ve yıllar boyunca omuzlarında taşıdıkları duyguları anlatır. Kılıf da tam olarak böyle bir kitap. İnsan ilişkilerinin karmaşıklığını, aile içinde hissedilen yalnızlığı ve geçmişin bugünü nasıl şekillendirdiğini sakin ama etkileyici bir dille ele alıyor. Kitabın merkezinde Masal var. Küçük yaşta babasını kaybetmiş, bu kaybın bıraktığı boşluğu annesiyle doldurabileceğini düşünmüş ama zamanla bunun mümkün olmadığını fark etmiş bir kadın. Yıllar sonra yaptığı evlilikte de aradığı aidiyeti bulamıyor. Bir yandan annesiyle olan mesafesi, diğer yandan evliliğinde hissettiği görünmezlik duygusu onu sürekli kendi içine döndürüyor.