Hasan Öztürk
Bence eserin anlaşılmaması çevirmenden değil Baudrillard'ın kullandığı dille alakalı.Kendini kuramsal bir terörist ve nihilist olarak görmektedir.Nihilist olmak radikal bir alay ve şiddet yoluyla egemen sistemleri tahammül sınırlarına kadar zorlayıp, bu meydan okumaya kendi ölümleri aracılığıyla yanıt vermeleri intihar etmekse o zaman ben kuramsal bir terörist ve nihilistim der. Nihilizmi,egemenliğini kabul ettirmiş sistemlerde, sistemdeki şiddet yüklü ve alaycı çizgiyi sistemin kaldırabileceği en uç noktaya götürerek, sistemi bu meydan okuma eylemine ölme eylemiyle yanıt vermeye zorlayan bir süreç olarak tanımlar.Baudrillard’ın ifadesiyle, bizler “hiper geçekliğin” etkisi altına girmiş, her şeyin simülasyon tarafından saydamlaştırıldığı, belirlediği her şeyin simüle edildiği, saydam ve “hipergerçek” bir dünyada yaşıyoruz.Aynı zamanda Tembelliği doğal bir enerji olarak görmektedir. İlginç bir kişiliktir ve cidden zorlu bir dili vardır. Sessiz yığınların gölgesinde yada toplumsalın sonu'nu okurken anamdan emdiğim süt burnumdan gelmişti.