Giza
Kitapkurdu
Caroline Leavitt'in sımsıcak kalemi yeniden güzel bir yapıtla çıkmış karşımıza. Anne'den sonra muhakkak okumam gereken kitaplar arasında yer aldı. Konu o kadar akıcıydı ki durakta otobüs beklerken bile okumaktan alamadım kendimi. Bu kitapta bir babanın sabrını, fedakarlığını, sevgisini konu edinmiş Leavitt.

Baba; Molly ve Suzanne anneleri ile aynı evde yaşayan iki geçimsiz kız kardeş. Suzanne 15 yaşında iken aşık olduğu İvan adında genç bir çocukla aileden uzaklaşır. Bir süre sonra da anneleri evlenir ve Molly tek kalır. Molly hayatının erkeği Gary ile tanışır ve de evlenirler. Otis adında da sevimli bir oğulları olur. Her şey iyiyken Molly’nin doğum esnasında hastalanması ile kötüye gider. Molly uzun süre hastanede kalır. Bu zaman zarfında Gary sabırla Molly’nin iyileşmesini bekler; fedakarlığı, inancı ve sabrı ile hem Otis’e hem de Molly’ye bakar.

Kitapta beni etkileyen İvan’ın Suzanne için yazdığı cümler:
“Hiç rüzgar ruhunda esiyormuş gibi hissettin mi?”
“Kalbimdeki hırçın bir kuş gibisin. Seni uzun, yalnız bir nehir gibi özlüyorum.”