Nedense35
Sabahattin Ali için söylenecek o kadar çok şey var ki, söze nereden başlasam bilemiyorum. Kişiliği, duruşu, hayatı ve hayatı yorumlayış üslubuna bakarsak, Türkiye'de aydın olmanın ne kadar zor olduğunu görürüz. Hele ki bu aydının eşitlikçi ve özgürlükçü bir dünyayı hayal etmesini... Türkiye şartlarında bit roplumcu gerçekçilik ustası daha yok denecek kadar azdır. Kürk Mantolu Madonna elbette Sabahattin Ali'nin kült olmuş bir romanıdır. Hangi erkek kafasında Maria Puder'in o güzelliğini canlandırmadı ki? Diğer açıdan bakacak olursak, Raif Efendi'nin son yaşamı, kaç kişinin içini dağlamamıştır, yürek burkmamıştır? Gerçekçilik bu ve benzeri olayları olağanmışçasına anlatmaktan geçiyor. Gençlik ve orta yaşlılığa yaklaşan bir insan ile ellisini devirmiş bir çınarın yaşantısı arasındaki farkı görebiliyor muyuz? Her şeyi geçtim de, bu roman yalnızca aşk romanı olarak okunmamalı. Raif Efendi'nin hayattan bezmişliği sadece aşk yüzünden mi, yoksa bir hayalin yaratmış olduğu bozgunun bir resmi mi? Sabahattin Ali okumak, Türkiye'yi anlamaktır.